Son Dakika Haberler

Kamalak Orhangazi’den seslendi

Saadet Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Partisinin Orhangazi’deki genel kurul toplantısına katıldı. Burada konuşan Kamalak, eğitimden, teröre, Suriye’ye, anayasa değişikliğine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Kamalak Orhangazi’den seslendi
Okunma : 121 views Yorum Yap

Saadet Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Partisinin Orhangazi’deki genel kurul toplantısına katıldı. Burada konuşan Kamalak, eğitimden, teröre, Suriye’ye, anayasa değişikliğine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

 

Saadet Partisi Orhangazi İlçe Başkanlığı’nın 6’ncı Olağan Genel Kurul toplantısına katılmak üzere ilçeye gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın ilk durağı Gazi Orhanbey Camii oldu. Akşam namazını burada kılan Kamalak, ardından da cami çevresindeki esnafla çay içip, sohbet etti. Burada vatandaşlarla da selamlaşıp sohbet eden Kamalak, daha sonra da genel kurulun yapıldığı Sakallı Düğün Salonu’na geçti. Mescide gidip abdest alan Kamalak, “Başbakan Kamalak” sloganları arasında salona girdi.  Kamalak genel kuruldaki konuşmasında ise hükümete yönelik eleştirilerde bulundu.

 

ÖNCE BASINA SESLENDİ; “HAKKIM ÜZERİNİZDE KALIR”

Kamalak konuşmasına başlarken basın mensuplarına seslenerek, “Eğer benden yanlış bir kelam duyar İslam’a aykırı bir şey duyar düzeltemeden buradan ayrılırsanız benim hakkım sizde kalır. Aziz milletime olduğu gibi iletmezseniz, sadece benim değil 80 milyonluk Türkiye vatandaşımızın hakkı kalır üzerinizde. Sadece onlar mı? Hayır. 7.5 milyar insan aleminin hakkı kalır üzerinizde. Bizler şahsımız adına hareket etmiyoruz. Allah yolunda mücadele veriyoruz.” dedi.

 

“OKULLARI DÜZELTMEDEN TERÖRÜ ÖNLEYEMEZSİNİZ”

Terör olaylarına dikkat çeken Kamalak, “Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, Sayın Milli Eğitim Bakanı Okullarımızı düzeltmeden terörü önleyemezsiniz. Ne diyordu Erbakan hoca 25 Şubat 1994 tarihinde Bingöl’deki konuşmada batı hayranlarına. Gafillerine diyordu ki, bre gavur aşıkları bu ülkenin çocukları bin yıldan bu yana okula başlarken Besmeleyi şerife ile başlardı, siz onu kaldırdınız. Yerine neyi koydunuz? Türküm doğruyum çalışkanım. Peki bu başkalarına da aynı hakkı vermez mi? Misalen biri çıkar derse bende kürdüm daha doğruyum daha çalışkanım. Demez mi? Deme hakkını elde etmez mi? Bu bölücülük ayrıcılık olmaz mı? Elbette olur” dedi.

 

“TERÖR DIŞARIDAN DESTEKLENİYOR AMA İÇERİDEN KAYNAKLANIYOR”

Devletin 6-7 yaşında çocukları okula alarak zorunlu eğitime tabi tuttuğunu ifade eden Kamalak, “Onları elimizden zorunlu eğitimler ile alıyorlar. Bakın, canlı bombaların tamamı öğrenci. Eğer evinizi su basmış ise bakarsınız su içerden mi dışarıdan mı geliyor. Eğer sokaktan geliyorsa o selin yönünü değiştirmeniz gerekir yoksa içerisinde geliyorsa tesisatı gözden geçirmelisiniz. Terör dışarıdan destekleniyor ama içeriden kaynaklanıyor. “ diye konuştu.

 

GÖVDE SENİN AMA BAŞ SENİN DEĞİL

İşsizlik oranlarına değinen Kamalak, “Şuan 6.5 milyon iş gücünü heba ediyoruz. Ama hükümetin gündeminde bu yok. Bunlar satmakla meşgul. Fabrikalar kurmayan işyerleri açamayan bir ülkenin fakirliğe son vermesi mümkün mü? Araba benim diyeceksiniz ama arabalar yabancı. Sizler ruhsata değil motoruna bakın. Göreceksiniz İngiliz Japonya malı. Caddeler meydanlar sizin ama arabanız yabancı. Havaalanı sizlerin uçaklar yabancı. Denizler göller sizin ama gemiler yabancı. Türkiye bunları yapamaz mı yapar. Peki ne oluyor? Yapmak isteyenlerin önü kapandı. Gövde senin ama baş senin değil.” İfadelerini kullandı.

 

“BAŞKANLIK SİSTEMİNE KARŞI DEĞİLİZ”

Saadet Partisi’nin anayasanın değiştirilmesinden yana olduğuna dikkat çeken Kamalak, “Evet bu anayasanın değiştirilmesi lazım. Bir darbe ürünü olduğu için değiştirilmesi lazım. 18 sefer değişikliğe uğramış yamalı bohçaya dönüşmüştür, bundan dolayı değişmesi lazım. Maddeler arası irtibatlar kopmuştur, bundan dolayı değiştirilmesi lazım. Bütün burada bu değişikliklere rağmen ceberut durumunu koruduğu için değiştirilmesi lazım. Ama bugün yüreğimizi yakan terör meselesidir. Ev yanarken çelik çomak oyunu oynayamazsın. Bunu söylüyoruz. Ülkenin öncelikli meselesi vardır. Başkanlık sistemi diyorlar. Başkanlık sistemini Türkiye’de ilk defa gündeme getiren 70’li yıllarda biziz. Ama ogünün şartları içerisinde Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin dedik. Onu öne çıkarttık. Bugünde başkanlık sistemine karşı değiliz. Ama nasıl bir başkanlık sistemi getiriliyor, getir görüşelim. Sanki devlet sırrı gibi nasıl bir başkanlık sistemi olduğunu zikretmiyorlardı. Neticede bizim nasıl bir başkanlık sistemi istiyorsunuz ısrarımız karşısında bir ay önce bir kitapçık yayınladılar. Türk tipi başkanlık sistemi diyorlar. Bakıyoruz nasıl bir sistem bu. Dünyada halihazırda iki tip başkanlık sistemi var; tam başkanlık sistemi, örnek olarak Amerika’da uygulanıyor. Yarı başkanlık sistemi, örnek olarak Fransa’da uygulanıyor. Özellikleri ne bunların? Her iki sistemde de hem devlet başkanını hem milletvekillerini, parlamenterleri doğrudan halk seçiyor. Kabul bizimkinde de birinci madde böyle. Yani hem devlet başkanını hem milletvekillerini halk seçecek kabul. İkinci aşamada ne tam başkanlık sisteminde ne yarı başkanlık sisteminde Meclis başkanı aczedemez, başkan da meclisi feshedemez. Ama başkanlık sistemini önerdiklerinde 550 milletvekillinden oluşan parlamento başkanı aczemedeyecek ama başkan tek başına meclisi feshedebilecektir. Olmadı bu, olmadı. Diyelim ki şartlar Meclis’in feshine elvermedi, ortam müsait değil. Bu seferde sizin kesenizden, aziz milletimizin hesabından, milli bütçeden milletvekillerine rüşvet teklif ediyor. Ne diyor? Siz oturun yerinizde. Peki yasama faaliyetleri ne olacak? Başkanlık kararnamesiyle devlet başkanı yasama faaliyetini yürütecek. Bu ne tam başkanlık sisteminde var, nede yarı başkanlık sisteminde. Diyoruz ki bu işin sonu despotizme gider. Böyle şey olmaz. Sonra Türk tipi başkanlık sistemi diyorsunuz. Türk tipi, İslam öncesi Türk tipi mi, İslam sonrası Türk tipi mi, nasıl bir başkanlık sistemi? Elbette İslam sonrası Türk tipi diyecekler, o kitapta öyle yer almıyor da. Ben ikinci soruyorum buradan. Osmanlı tipi başkanlık sistemi mi, Cumhuriyet dönemi başkanlık sistemi mi, cevap yok. Eğer Cumhuriyet dönemi başkanlık sistemiyse, Atatürk dönemi başkanlık sistemi mi? İnönü başkanlık sistemi mi? Yoksa darbeler dönemi başkanlık sistemi mi? Cevap yok, cevap olamaz. Çünkü asıl itibariyle bunların olmayacağını kendileri biliyor. Ama terör olaylarını, şehitler hadisesini, işsizlik problemini, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri perdelemek için, kamufle etmek için bunları öne sürüyorlar.” Dedi.

 

“MECLİS 139 MİLLETVEKİLİNİN KARARLARI İLE DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRABİLİR”

Kamalak, son zamanların en önemli gündem maddelerinden birisinin de dokunulmazlıkların kaldırılması olduğunu söyleyerek şöyle devam etti;  Hayır, hayır dürüst değiller. Efendin diyorlar ki gelin anayasayı değiştirelim, şu dokunulmazlıkları kaldırıverelim, mahkemelere sevk edelim diyor. Ben diyorum ki bir hukukçu olarak sen kimi kandırıyorsun. Dokunulmazlıkları kaldırmak için anayasa değişikliğine ihtiyaç yok ki. Ne anayasa değişliğinden bahsediyorsun, salt çoğunluğa bile ihtiyaç yok. Basit çoğunlukla kaldırabilir. Salt çoğunluk anayasal anlamda 276 milletvekilinden oluşur. Basit çoğunluk ise Meclis’teki toplantıya katılanların çoğunluğunun vereceği karardır. Diyelim ki 200 Milletvekili toplantıya katıldı, yarıdan bir fazlası 101 eder. Ancak Anayasa’da özel hüküm var. Diyor ki Anayasa; karar sayısı hiçbir şekilde Meclis üye tam sayısının 4’te 1’inin bir fazlasından eksik olmaz diyor. O da 139’a tekabül ediyor. Şu halde toplantı sayısı Anayasa’ya göre 183 Milletvekilinin bir araya gelmesi yeterlidir toplantı için. 183 milletvekili ile toplanan Meclis 139 milletvekilinin kararları ile dokunulmazlıkları kaldırabilir. Hadise bu. Senin 316 tane milletvekilin var Meclis’te. Neye ihtiyaç duyuyorsun ki. İstedikleri şey geçmişin üzerine sünger çekmektir.